|

Kazım KOYUNCU
albümünde geleneksel Karadeniz müziği
enstürmanları olan kemençe ve tulumu rock
müziğin vazgeçilmezleri arasında yer alan bas
gitar, elektro gitar ve bateri gibi
enstürmanlarla buluşturuyordu. Koyuncu bu
albümde laz halk ezgi ve bestelerinin en
güzellerini bir araya getirdi. Albüm Doğu
Karadeniz’in müzikal bir mozaği gibiydi… Koyuncu
her parçada yaşamdan, dağlardan, denizden,
insandan ama en çokta aşktan bahsediyordu.
Hüzünlü bir aşk parçası olan “Didou Nana” yı
megrelce, Lazca ve gürcüce söylüyordu. Kazım’ın
sevenleri tarafından ve özelliklede babası
“Cavit KOYUNCU” tarafından en çok sevilen
parçası da buydu… Kemal S. GÜREL ile birlikte
“Sultan Makamı” adlı dizinin müziklerini yapan
Koyuncu uzaklaştığı Karadeniz ezgilerine
televizyon dizisi “GÜLBEYAZ” ın film
müzikleriyle geri döndü. Bir anda ilgi odağı
haline geldi. Başta Karadenizliler olmak üzere
Türkiye genelinde çok tanınan bir isim oldu.
Ancak Kazım KOYUNCU dizi ile gelen bu
popileriteden bir parça rahatsızdı. Bu yüzden
dizilerde çalınan altı parçasını topladığı
albümünü bilerek bir yıl erteledi. Sonunda
sevenlerine “HAYDE” adlı albümde bu dizide
çalınan altı parçayla seslendi.
Koyuncu 2004 yılında 15 şarkıdan oluşan “HAYDE”
yi çıkardı. Koyuncu Gelevera Deresi türküsünde
Şevval SAM’la da bir düet yaptı. Kazım KOYUNCU
hemen her albümde olduğu gibi bu albümde de yine
hemşince bir halk şarkısı olan “Ella Ella” yı
hareketli bir biçimde yorumladı. 26 Nisan 1986
Karadeniz için kara yazılan bir gündü… Ukrayna
yakınlarında ki Çernobil kasabasında bulunan
Nükleer santralin 4. reaktörü infilak etmişti.
Radyasyon yüklü bulutlar fazla gecikmeden Avrupa
ülkelerinin pek çoğunu olduğu gibi Karadenizide
ziyaret ettiler. Radyasyonun kötü etkilerine
Karadenizlilerde maruz kaldı. Çernobil
faciasından sonra yetkililer bu olayı o dönem
pek ciddiye almamışlardı. Hatta bütün uyarılara
rağmen dönemin sanayi bakanı Cahit ARAL medyanın
önüne geçmiş, bişey olmaz demiş, çay içmiş,
Karadenizliler için tehlike olmayacağını iddaa
etmişti. Oysa tehlike vardı, gün geçtikçe
Karadenizde kanser öyküleri çoğalmaya başladı.
Kazım KOYUNCU’da bu çevresel felakete karşı
harekete geçen Karadenizlilerden bitanesiydi.
Kanser forumlarına kampanyalara katıldı. Bu
forumlardan bir yıl sonra “Benim en büyük
fobilerimden biri” dediği kanser pek çok
hemşerisi gibi onunda kapısını çalmıştı. Düne
kadar kanserle mücadele ediyordu, bugün kendi
trajedisini yaşamaya başlamıştı. Kazım
KOYUNCU’nun kanser olması sevenlerini yasa
boğdu… Duruşuyla Karadeniz’in hırçın ve duygusal
çocuğuydu… Karadeniz’in Sesi, İsyanı, Ruhuydu…27
Haziran 2005 günü Pazartesi akşamı Harbiye Cemil
Topuz’lu Açık Hava Tiyatrosunda
gerçekleştirilecek olan “Hey Gidi Karadeniz”
gecesine programda olmasına karşın sağlık durumu
nedeniyle katılmayacağı bildirildi. Ardından
hasta yattığı Amerikan Hastanesinden aynı gün
ölüm haberi geldi. Kazım KOYUNCU 33 yaşında 25
Haziran 2005 günü aramızdan ayrıldı…. Kazım
KOYUNCU Va Mişkunan yani Bilmiyoruz albümünün
kapağında belki de bütün müzikal hikayesini,
mücadelesini, kalbini şarkılarını kendi
kaleminden yazmıştı. Bakın o albümde bu hikayeyi
nasıl anlatıyordu : “Bu arada; hiç başımızdan
eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık
saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir
gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler
olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle
dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze
çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara,
Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Ç´e"
Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere,
sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz
olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden
sıcak annelere, babalara ve tadını bütün
bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı
gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar,
katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük.
Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini
kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan
köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük.
Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her
gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci
çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye
rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik.
Teşekkürler dünya.”
<---- Başa Dön |