|

26 Nisan 1986’da Çernobil
nükleer santrali patladığında etkileri Avrupa’da
ve Türkiye’de de hissedilmişti. Çernobildeki 4
numaralı reaktörün patlaması sonucu Hiroşima ve
Nagasaki'ye atılan bombalarının 100 katı
kadar radyasyon havaya karıştı, radyoaktif
bulutlar rüzgarında etkisiyle Güney Afrika'ya
kadar ulaştı. Yağan yağmular Karadeniz ve
Edirne'de bulutları yere indirdi. En mütevazi
rakamlara göre, üç ülkede 146 bin kilomerelik
bir alan radyoaktif kirlenmeye maruz kaldı. Bu,
İtalya'nın yarısı kadar bir alana denk düşüyor.
52 bin kilometrelik Danimarka büyüklüğünde bir
tarımsal alan da kirlendi.
ÇERNOBİL FAZİASININ KRONOLOJİSİ
26 Nisan 1986: 23:00 - Çernobil Nükleer
Santralı'ndaki 4 numaralı ünitede soğutma
sistemi denenmeye başladı. 23:44 Acil durumda
santralı kapatacak sistem çalışmadı ve reaktör
kontrolden çıkarak patladı. 27 Nisan & 5
Mayıs 1986: Reaktörün içindeki radyasyonun
büyük bölümü ilk 10 gün içerisinde doğaya
karıştı. 1800 adet helikopter, 5 bin ton kurşun
ve kumu reaktördeki yangını söndürmek için
kullandı. 27 Nisan'da Çernobil reaktörüne 3
kilometre uzaklıktaki Pripyat Kasabası'nda
yaşayan 16 bini çocuk 45 bin kişi tahliye
edildi. 28 Nisan'da Sovyetler Birliği Haber
Ajansı TASS, kazayı ve kayıplar olduğunu ilk kez
dünyaya duyurdu. Reaktör çevresinde 30 kilometre
mesafedeki 130 bin kişi daha tahliye edildi.
1989'da İkinci tahliye dönemi başladı. Belarus,
Ukrayna ve Rusya'da 100 bin insan daha köylerini
terk etmek zorunda kaldı. 11 Kasım 1996:
Rusya, Belarus ve Ukrayna'da tiroid kanseri
vakaları 1980'lere göre yüzde 200 arttı.
5 Temmuz 2000: Diğer ülkeler tarafından
Ukrayna'ya reaktörün üzerini kaplayacak ikinci
bir koruma duvarı için 715 milyon dolar verildi.
Ağıstos 2005: Ukrayna'ya toplam yardım
miktarı 1 milyar 91 milyon dolara ulaştı. 30
Ağustos'ta Kazadan 19 yıl sonra radyoaktif
kirlenmede azalma tespit edildi. Ukrayna
hükümeti 2800 kilometre karelik bir alanı
yeniden yerleşime açtı. 26 Nisan 2007:
Hâlâ santrali çevreleyen 30 kilometrekarelik
alana girmek yasak. Ancak yaklaşık 400 kişinin
halen burada yaşamasına göz yumuluyor.
TÜRKİYE'DEKİ ÇERNOBİL
30 Nisan 1986: Türkiye'nin Karadeniz
kıyılarında ve Trakya'da radyasyon düzeylerinde
yükselme görüldü. 1-4 Mayıs 1986: "TAEK"
sütteki radyasyonun Avrupa'da belirlenen sınır
değerlerden yüksek olduğunu belirledi. 2
Mayıs 1986 ve Sonrası: Başta Doğu Karadeniz
olmak üzere radyokatif bulutlar tüm ülkede
etkili oldu. TAEK en yüksek dozun Batı Karadeniz
kıyısındaki Karasu'da bulunduğunu açıkladı.
29 Mayıs 1986: TRGK'nin ilk toplantısında
TAEK Başkanı Prof. Ahmed Yüksel Özemre,
"Türkiye'de radyasyon doğal düzeydedir" dedi.
1994: Çernobil kazasından sekiz yıl sonra
"Türkiye'nin Karadeniz Kıyılarında Çernobil
Radyoakivitesi" adlı raporu hazırlayan ODTÜ
Kimya Bölümü'nden İnci G. Gökmen, M. Akgöz ve
Ali Gökmen, son yaptıkları ölçümlerde sezyum
aktivitesini, 1986'da TAEK tarafından yapılan
ölçümlere göre daha yüksek bulduklarını
açıkladı. 1-2 Mayıs 2004: Önce Prof. Dr.
Ahmed Yüksel Özemre, sonra Çay-Kur eski Genel
Müdürü Tuncer Ergüven radyasyonlu çayların "bir
bölümünün" yakıldığını açıkladı. Ergüven özel
sektöre ait fabrikalardaki radyasyonlu çayların
büyük bölümünün piyasaya sürüldüğünü de
belirtti. 5 Eylül 2005: TAEK, nükleer
santral inşasının gündeme gelmesiyle yeniden
alevlenen Çernobil tartışmaları üzerine bir
basın açıklaması yaptı ve 1986'da Türkiye'de
"ekonomik ve sosyal faktörleri dikkate alarak
mümkün olan en düşük dozun alınmasının
sağlandığı" öne sürüldü.
12 Nisan 2006: Türkiye Tabipler Birliği,
Hopa'da yaptığı araştırmada ilçede son üç yılda
meydana gelen ölümlerin yüzde 47,9'unun kanser
yüzünden olduğunu açıkladı.
(Kaynak :
Sabah)
|